Yazinin orjinal metnine bu linkteki PDF dosyasindan ulasabiliriniz…
İBRAHİM VARLI/BİRGÜN
Dersim katliamı bir kez daha Türkiye’nin gündeminde. Dersimli milletvekili Hüseyin Aygün’ün geçtiğimiz hafta fitilini ateşlediği tartışma önce CHP içinde, ardından da anamuhalefet ile hükümet arasında siyasi bir krize yol açtı. Karşılıklı atışma ve suçlamalar sürerken Başbakan Erdoğan dünkü il başkanları toplantısında Dersim belgelerine yer vererek bir kez daha Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığını yaptığı CHP’ye yüklendi.
Biz de 38 Dersim Katliamını ve sürgününü anlattığı Gece Kelebeği (Perperik-a Söe) isimli romanında Dersimli bir kız çocuğunun gözünden döneme tanıklık ederek, o yürek burkan trajedinin karanlıkta kalan yanlarını ve öyküsünü anlatan Haydar Karataş ile son günlerin bu dinmeyen meselesini konuştuk.
Erdoğan’ın özrünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bazen bir olayın özrü, meydana gelmiş bir hatayı düzeltmekten daha büyük travmalara yol açabilir toplumda. Kanımca başbakan işin bu boyutunu hesaba katmamış gibi. Olayın mağdurları yaşıyor, olay CHP ve AK Parti tartışmasından daha derinlikli bir mesele. Toplumumuz salt siyasi boyutta polemik konusu yapılan böylesine ciddi travmalarda, daha büyük bir insani yaklaşım bekler.
Dersim’in AKP ile CHP arasında bir hesaplaşmaya malzeme yapılıyor?
Erdoğan, Kılıçdaroğlu ile bir hesaplaşma içinde görülüyor, oysa bu derin travmanın üstesinden nasıl geleceğiz? Kanımca daha önemli bir sorun bu. Oradan irdeleseydi, oradan sorgulasaydı daha farklı anlaşılacaktı. Ben bir romancıyım. Başbakanı dinleyen yaşlılar ağlıyor. Annemi bu olayla ilgili konuşturduktan sonra, kadının hayat biçimi değişti, sayıklamaya başladı.
Travmanın üstesinden nasıl gelinecek?
BaÅŸbakanın bu giriÅŸimi elbette önemli, ancak eksik. Bu sorun ilk kez böylesine ileri bir boyutta tartışılıyor, ancak ErdoÄŸan’ın özür boyutu, dönemin CHP yöneticileri ve İnönü ile sınırlı. Oysa katliam da birinci derecede aktif rol alan Bayar ve ekibi bu özrün dışında tutulmuÅŸtur, Atatürk dokunulmazlığı ise durduk yerde. Tabii bunun insani boyutu da var.
Nedir bu insani boyut? Özür dilense de baskı ve asimilasyon politikaları aynen devam ediyor. Bu özür de bir siyasi rant mı var?
ErdoÄŸan’ın siyasi özrünü ben şöyle anladım: “Bakın bu iÅŸin vebali CHP ve onun yöneticilerinin suçu.” Biz deÄŸil, CHP suçlu dedi. Bu nedenle katliam döneminde bizzat BaÅŸbakan olan Bayar ve ekibine deÄŸinmedi, Atatürk olgusunu da es geçti.
Peki bu travmanın üstesinden nasıl gelinebilir. Siyasi iktidar neden üstüne düşeni yapmıyor da siyasi bir kısır tartışmaya hapsediyor meseleyi?
BaÅŸbakan iÅŸin travmatik boyutunu hiç hesaba katmadığı gibi, bu yönde adım atma eÄŸilimde de deÄŸil. Açıkladığı bir ÅŸeyde yok, BaÅŸbakanlık ArÅŸivi’ni biz yıllardır inceliyoruz, sorun Genelkurmay ve CumhurbaÅŸkanlığı arÅŸiviydi, ben açıkçası o arÅŸivlere deÄŸineceÄŸini sandım. Olmadı, bilineni tekrarladı. İnsani olarak ne yapması gerektiÄŸi ortada, ErdoÄŸan ve hükümeti bu konuda kendisini CHP’yi köşeye sıkıştırma noktasında fikslemiÅŸ. Bunun yerine, belgeleri siyasi polemik malzemesi yapmak dışında, etik ÅŸekilde açıklar ve bu yönlü neler yapılması gerekitiÄŸini açıklardı. Bu bir hesaplaÅŸma hatta toplumsal olarak meselelerimizi daha sakin bir kafayla tartışmamızı getirecekti, olmadı, daha çok gerildi ve maÄŸduriyet suiistimal edildi. Bu çok üzücü ve sonuçları en az katliam kadar derin olur
Neden deÄŸinmedi? Gizlenen ne?
Bu arÅŸivlerde neler olduÄŸu hiç birimiz bilmiyoruz, ancak bu arÅŸivlerde, görev alacak askerlerin hangi toplumsal kesimden seçildiÄŸi gerçeÄŸi var. Seçilen bu askeri kıtalar, bugünkü Türkiye’nin içerisine girdiÄŸi sıkışmışlığı da açıklar. Ötekine karşı ÅŸartlanmış bir İslami kitle var ve Dersim’e gönderilen askerler, bu kesimden seçildi. Celal Bayar, Fevzi Çakmak ve general AlpdoÄŸan aÅŸrı dindar yönleri olan kiÅŸilerdi, ve Dersim bir Kürt soykırımıyla da sınırlı deÄŸil, Ermeniler, Zaza ve Kürt ve Türkmen Alevileri ayrım gözetilmeksizin yok edilmiÅŸtir…
Erdoğan’ın muhafazakar sağın simge isimleri olan Bayar, Çakmak, Karabekir vb isimleri bu olayın dışında tutarak muhafazakar sağ ideolojiyi temize çekme olayı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Evet tam da bahsini ettiÄŸim bu. ErdoÄŸan, Dersim arÅŸivlerini açıklıyorum derken, bu katliamın içerisinde yer alan İslami kesimi aklamayı önüne koymuÅŸtur. Bu üzücüdür, vahimdir, muhafazakar kesimin Türkiye’nin geçmiÅŸ tarihsel oluÅŸumunda olan hatalarını görmezden gelmesini yol açar ki, ulusçuluk zehrinden arınsak dahi, daha beter bir muhafazakarlık bataklığına saplanır toplumumuz. Kaldı ki, ErdoÄŸan’ın Dersim yaklaşımı Madımak olayına bakış açısıyla neredeyse aynılık taşıyor, Madımak için de, evet böyle bir olay var ama, Ergenekon gibi örgütlerin kışkırtması var. Bu olmaz, nasıl oluyor da bir kışkırtmayla binlerce insan, komÅŸusunu yakmak, ya allah bismillah demek için toplanıyor, tekbirler getiriyor. Dersim’de Genel Kurmay ArÅŸivine dokunulmaması bölgenin nasıl İslamlaÅŸtırılacağı, bölge inancının nasıl asimilasyona tabii tutulacağı olguları olabilir. Kaldı ki, daha bir kaç ay önce, Tunceli valisi, burada yaÅŸayan Alevileri nasıl asimile edebileceklerine dair, gizli bir telefon konuÅŸması yayınlandı.
Erdoğan konuşmasında bir de katliamın esasında dinsel nedenlerle işlendiğine dair tez ortaya attı!
Bu konuda başından beri bu iki tez ileri sürülmekte. Bunların anlaşılması için, gerilere gitmekte yarar var. 1871 Dersim katliamını bizzat Hamidi Alayları kumandanı Bedirxan Mithat bey yaptı, katırlara baÄŸladığı toplarla, Güney Dersim’den girdi, 43 kilise ve yüzlerce kızılbaÅŸ tabınağını yakıp yıktı. Bizim yaÅŸlılar bu travma ile büyüdü, Dersim yaÅŸlılarında hala bir Kürt ÅŸafi travması var, ancak genç kuÅŸak devlet travmasıyla büyüdü. YaÅŸlılar ve gençlerin duyarlığı da farklı… YaÅŸlılar kendilerinin Kürt deÄŸil Alevi tarihinin bir parçası olduÄŸuna inanmaktadırlar. Bölge ulus eksenli düşünme tarzından uzak. Dini bir boyut olduÄŸuna nasıl karar vereceÄŸiz, bu mezhepsel bir katliamdır dediÄŸimizde, Kürt katliamları görmezden geliniyor hissiyatına da yol açıyor. DediÄŸim gibi, politika dışında, daha sakin bir ruh haliyle meselelerimizi konuÅŸmalıyız. ErdoÄŸan’ın bizi çektiÄŸi boyut, büyük bir karmaÅŸa. Dersim katliamı tartışılacaksa, NakÅŸi tarikatının Erzincan kolunun o zamanki ileri geleni, Åžeyh Ahmet Fevzi Efendi’nin rolünü konuÅŸmamız lazım.
Erdoğan sorunu buraya çekmekle neyi hedefliyor?
İşin doÄŸrusunu sorarsanız, bence hedeflediÄŸi birÅŸey yok, sadece CHP var, CHP eÅŸiÄŸini aÅŸmak istiyor gibi geldi bana. Yoksa tarihle hesaplaÅŸmak filan deÄŸil derdi. Ancak burada, onun istemi dışında bir toplumsal kayma yaşıyoruz, bu kaymayı sol kesim yaÅŸamakta. Sol kesim Dersim meselesinde olduÄŸu gibi daha pek çok sorunda, hazırlıklı deÄŸil. Bunu fark etmiÅŸ olabilir, bu parçalanmayı yaratarak, daha güçlü görünmeyi arzuluyor. ErdoÄŸan bugüne kadar Türkiye’de baÅŸa gelmiÅŸ liderlerden daha farklı davranıyor, iç sorunları hal ederek, İslam dünyasının lideri olma arzusu var. Dışarıdan bakıldığında böyle görülüyor, “bakın sorunlarınıza eÄŸiliyorum” gittiÄŸim güzergah doÄŸru hissiyatı yaratmaktadır.
Yani Dersim üzerinden hem CHP’ye hem de diğer sol kesimlere vuracak ve buradan bir rant elde edecek. Ne dersiniz?
Söyleminde büyük bir politik çıkış var, ama insan yok. İnsan maÄŸduriyetinin kendisi yok. Dersim bugün de boÅŸaltılmış, bütün köyler sular altında, 451 köy haritadan silindi, bu insanlar büyük ÅŸehirlerde büyük sefalet yaşıyor, bir katliam gelip bir baÅŸka maÄŸduriyetle birleÅŸmiÅŸ. ErdoÄŸan bu bölgenin maÄŸduriyetinin nasıl giderileceÄŸini aÄŸzına almıyor, aksine o askeri operasyonlar bölgede devam etmekte… çaresiziz, duygularımızı okÅŸayan açıklamaları var, ama yaÅŸananları düzeltme yok. Bölgenin bütün gençleri neredeyse hapislerde, bizler sürgünlerde büyüyoruz.
Söyleminde büyük bir politik çıkış var, ama insan yok. İnsan maÄŸduriyetinin kendisi yok MaÄŸduriyeti girecekse bu sefalet, bu sürgün ve yaptırım neyin nesi? Neden bu ülkenin hapishaneleri Kürtler, Dersimliler ve solcularla dolup taşıyor…
Haydar KarataÅŸ kimdir?
1973 yılında, Dersim’in Hozat ilçesine baÄŸlı Haçeli köyünde doÄŸdu. Türkçeyi ilkokulda öğrenci. Hozat yatılı bölge okulunun ardından İstanbul Kocasinan Lisesi’ne devam etti. Bu dönemde sol fikirlerle tanıştı. 1992’de tutuklanarak Türkiye’nin çeÅŸitli hapishanelerinde on yıl, dört ay hapis yattıktan sonra, 2002’nin Haziran ayında, Gebze Cezaevi’nden tahliye edildi ve ülke dışına çıktı. 2003’ten beri İsviçre’de yaşıyor. Zürih Üniversitesi’nin Psikoloji Bölümü’ne kaydoldu, ancak bitiremedi. Halen Luzern Yüksek Okulu’nun Sosyal Kültür Bölümü’ne devam ediyor.
